Dinozorların ve İnsanlığın Yaşını Düzelten Tarihleme Yöntemleri
1) Başlangıç koşulu belirlemedeki hata ve rezervuar etkisi
Canlı kalıntılarının ölçüm verilerinin kanıtladığı tarih saatinin arızası
Tarihleme yöntemleri fosil yaşını ölçen mutlak bir saat kesinlikle değildir. Radyometrik tarihleme dışarıdan kesin görünse de çevresel etkiler ve tek bir başlangıç koşulu yüzünden sonucun birkaç bin yıldan yüz milyonlarca yıla kadar tamamen ters dönebildiği ölümcül bir sorunu var. Yaşayan bir tatlı su midyesinin 2300 yıllık fosil, yeni ölmüş bir penguenin 800 yıl öncesine ait, yeni ölmüş bir fokun 1300 yıl öncesine ait çıktığı rezervuar etkisi, tarihlemenin baştan tamamen yanlış olduğunun açık kanıtıdır. Bu olgunun düzeltmeyle çözüldüğü iddia edilir, ama düzeltmenin kendisi ancak başlangıç durumunun bilinmediği öncülüyle geçerlidir.
2) Yeni oluşmuş kayaçlarda izotop ölçüm hatası
Gerçek püskürme tarihi ile radyoaktif bozunma ölçümünün verdiği yaş arasındaki aşırı uçurum
1980 Saint Helens lavı 10 yıllık olduğu hâlde 2,8 milyon yıl, 1950'lerin Yeni Zelanda lavı 3,5 milyon yıl, 1801 Hawaii lavı ise 3 milyar yıl olarak ölçülüyor. Sıfır yaşındaki taşın yüz milyonlarca yaşına bürünmesi tarihlemenin gerçek yüzüdür. Bunun yöntemin yanlış kullanılmasından kaynaklandığı itirazı var, ama sorunun özü tam da o yöntem seçimine göre sonucun değişmesidir.
3) Eski fosillerde organik doku ve karbon-14 bulunması
Tyrannosaurus kemiğinde damar ve kolajen kalıntısı ile kalan radyokarbonun çelişkisi
65 milyon yıllık denen Tyrannosaurus kemiğinden esnek damarlar, kırmızı kan hücreleri ve kolajen olduğu gibi çıktı; yüz milyonlarca yıllık denen dinozor kemiklerinde de 20 bin ile 40 bin yıllık miktarda karbon-14 tekrar tekrar tespit ediliyor. Ardından kirlenme ya da özel korunma açıklamaları geliyor, ama bu açıklamalar sonuçtan sonra eklenen yorumlardan ibaret olup temel koşulu kanıtlamıyor.
4) Biyolojik makromoleküllerin kimyasal bozunma sınırı
Protein ve DNA yarı ömrünün işaret ettiği jeolojik kronolojinin sınırı
Protein en fazla 1 milyon yıl korunabiliyor, DNA'nın yarı ömrü ise 521 yıl; bunların dinozor fosillerinde bulunması, on milyonlarca yıllık tarih kurgusunun tamamen yanlış olduğunun açık kanıtıdır. Kısmi korunma olasılığı itirazı var, ama bu olasılığın doğada uzun süre devam ettiğine dair doğrudan kanıt yok.
5) Paleoantropolojik fosil tarihlerinin değişkenliği ve öznelliği
Araştırmacının paradigmasına ve yorum değişikliğine göre tarih ölçümlerinin büyük çapta düzeltilmesi
KNM-ER 1470 kafatası 2,61 milyon yıldan 1,88 milyon yıla, bir anda 700 bin yıl kısaldı; Jinniushan insan alanı da 110 bin yıldan birkaç bin yıla düzeltildi. Bulan kişinin düşüncesine göre insanlık tarihi yüz binlerce yıl dans ediyor. Bunun bilimsel düzeltme süreci olduğu açıklaması var, ama düzeltme payının kendisi tarihlerin istikrarsızlığını açıkça gösteriyor.
6) Ölçüm verilerinin seçici ayıklanması sorunu
Mevcut beklenen değerlere uyan sonuç elde etmek için filtrelemenin hatası
Araştırmacılar beklenen tarihe uyan ölçüm yöntemlerini seçip kullanıyor, ölçüte uymayan verileri de kirlenme diye atıyor. Bu bilimsel ölçüm değil, önceden belirlenmiş cevaba sayıları uydurma seçimidir. Filtreleme itirazı yapılabilir, ama o ölçütün de hipoteze dayandığı gerçeği değişmez.
7) Açık sistem ortamında kapalı sistem varsayımının çöküşü
Yeraltı suyu sızması ve element kaybı gibi doğal örneklerin değişkenleri ve tahmini değerlerin özü
Yeraltı suyu potasyumun sadece yüzde 1'ini yıkasa bile tarih milyonlarca yıl uzar; uranyum suda çözünüp kolayca dışarı kaçar ve doğada kusursuz kapalı bir örnek yoktur. Çapraz doğrulamayla telafi edildiği iddiası da var, ama o doğrulama da aynı varsayımlar üzerinde yapılır.